Mehmetçiğe Derin Saygı
23 Nisan 1915 günü, Conkbayırı'nda Türkler ve Birleşik Kuvvetler arasında korkunç siper savaşları oluyordu. Siperler arasında 8-10 metre mesafe vardı. Süngü hücumundan sonra savaşa ara verildi. Askerler siperlerine çekildi. Yaralılar ve ölüler toplanıyordu. İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz Yüzbaşı avazı çıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor, "kurtarın" diye yalvarıyor. Ancak, hiçbir siperden kimse çıkıp yardım edemiyor, çünkü en küçük bir kıpırdanışta yüzlerce kurşun yağıyordu. Bu sırada, akıl almaz bir olay oldu. Türk siperlerinden beyaz bir iç çamaşırı sallandı. Arkasından aslan yapılı bir Türk askeri, silahsız siperden çıktı. Hepimiz donup kaldık. Kimse nefes alamıyor, ona bakıyorduk. Asker yavaş adımlarla yürüyor, siperdekiler kendisine nişan almış bekliyordu. Asker, yaralı İngiliz subayını okşar gibi yerden kucakladı, kolunu omuzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi kendi siperlerine döndü. Teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu. Dünyanın en yürekli ve kahraman askeri Mehmetciğe derin sevgi ve saygılar.
Üsteğmen Cosey
(Sonradan Avustralya Genel Valisi olmuştur)
1 - Çanakkale Savaşı (Özet)
1,1 Çanakkale Savaşları Deniz Harekatı
1,2 Çanakkale Savaşları Kara Harekatı
1,3 Çanakkale Savaşları Hava Harekatı
1,4 Çanakkale Savaşları'nın Sonuçları
1,5 Çanakkale Savaşları'nın Uluslar arası Sonuçları
2 - Anılar ve Yorumlar
2,1 Gazi Mustafa Kemal Atatürk
2,2 Yabancı Komutanlar
2,3 Türk ve Anzak Askerleri
ÇANAKKALE SAVAŞI ÖZETİ
Çanakkale Savaşları Deniz Harekatı
Deniz harekatı, Kasım 1914'te boğaz dışındaki savunma kalelerinin, top ateşi altına alınması ile başladı.
İtilaf devletlerinin oluşturduğu Birleşik filo, 18 Mart sabahı üç hat halinde boğaza doğru harekete geçti. İngiliz ve Fransızlara ait, 18 zırhlı ve 279 top bulunuyordu. Bizim top sayımız ise sadece 78 idi.
18 Mart 1915 tarihinde, deniz harekatına katılan 18 zırhlıdan 3'ü batmış, 4'ü ağır hasar görmüştür. 40 top kaybedilmiş, 800 denizci ölmüştür. Türk tarafının zaiyatı 79 kişi, Alman zaiyatı ise 18 kişidir (Toplam 97 kişi)
İtilaf devletlerinin, 18 Mart taaruzunda aldıkları ağır yenilgiden sonra, artık boğazın sadece donanma ile geçilemeyeceği gerçeği, ortaya çıkmış ve müttefikleri yeni arayışlara itmiştir.
> Sayfa Başı
Çanakkale Savaşları Kara Harekatı
Çanakkale Boğazı'nın, denizden zorlama ile geçilmek istenmesinin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine, Gelibolu Yarımadasına yapılacak çıkarma ile boğazın açılmasına karar verildi.
General Hamilton'un emrine İngiltere, Fransa, Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan, İrlanda, İsrail, İskoçya, Cezayir ve Senagal'den 75.000 kişilik bir kuvvet, 452 top, 120 makineli tüfek verildi. Harekat süresince toplam 410.000'i İngiliz (Sömürgeleri dahil) ve 78.000'i Fransız olmak üzere 488.000 asker bölgedeki muharebelere katıldı.
Osmanlı'da ise Gelibolu Yarımadası'nı savunmakla görevlendirilen 5'nci Ordu Komutanlığı emrine yeni birlikler verildi. Toplam 16 Tümen (84.000 kişi), 145 top, 34 makineli tüfek savunmaya tahsis edildi. Harekatın devamı müddetince, 500.000'den fazla asker, bölgede muharebelere katılmıştır.
25 Nisan 1915 günü, donanmanın himayesinde İngiliz ve Fransız askerleri, 5 ayrı plaja çıkarma yaparak kara harekatını başlattılar.
25 Nisan 1915 günü başlayan kara savaşı, 09 Ocak 1916 tarihinde Seddülbahir bölgesindeki son İngiliz birlikleri de geri çekilince son buldu. Böylece 8,5 ay süren kara savaşı, Türk ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandı. Bu muharebelerde, Türk tarafı 57.000 Şehit olmak üzere, 213.000 kişi zaiyat, İtilaf devletleri de 252.000 kişi zaiyat verdiler.
> Sayfa Başı
Çanakkale Savaşları Hava Harekatı
İtilaf Devletlerinin hava gücü, başlangıçta iki uçak gemisi ile 20 civarında uçaktan oluşmuştur. Bu sayı Mayıs1915'te 30, Ağustos 1915'te 70'e ulaşmıştır.
Türk tarafının hava gücü, başlangıçta bir, daha sonra üç uçaktan oluşmaktadır.
Türk uçakları, keşif ve fotoğrafçılık hizmeti yapmış, İtilaf Devletleri mevzilerini, gemilerini, balonlarını, denizaltılarını, hava alanlarını ve köprülerini bombalamış, propaganda amacıyla bildiriler atmış, mayın ve ağ taramış, deniz nakliyatının emniyetini sağlamış ve düşman uçaklarıyla çarpışmışlardır.
30 Kasım tarihinde, bir Fransız uçağı düşürülmüştür.
İtilaf Devletlerini, hem hava gücü, hem de hava faaliyetleri, Türk tarafına nazaran daha fazla ve etkili olmuştur.
Savaşın devamı süresince, hava keşfi ve fotoğrafçılık hizmeti yapılmış, askeri birlikler, savaş ve ulaştırma gemileri, köprüler, demiryolları, askeri tesisler, hava alanları, kritik sivil tesisler ve hastahaneler bombalanmış, deniz savaşı, çıkarma, kara taaruzları ve geri çekilmede ateş desteği sağlanmış, gözetleme ve ateş tanzimi yapılmış, propaganda bildirileri atılmış, Marmara deniz nakliyatı engellenmeye çalışılmış ve yerleşim birimleri bombalanmıştır.
Düşman uçakları Çanakkale, Eceabat ve Gelibolu ile İstanbul'da Zeytinburnu silah fabrikasını, Yeşilköy uçak hangarlarını, Harbiye nezaretini, Haydarpaşa limanını, Selimiye ve Davutpaşa kışlalarını, İstanbul elektrik fabrikasını ve Galata köprüsünü bombalamışlar.12 Ağustos tarihinde düşman uçakları Mahmut Şevket Paşa Muhribini bombalamış, ilk düşman savaş uçağı bu esnada düşürülmüştür.
Sonuç olarak, Çanakkale savaşlarında hava gücü taraflarca o günün şartlarına göre etkili bir şekilde kullanılmıştır. Özellikle İngilizler daha fazla istifade etmişlerdir. Ancak bu durum, itilaf devletlerinin hem deniz hem de kara savaşlarını kaybetmelerine engel olamamıştır.
> Sayfa Başı
Çanakkale Savaşları'nın Sonuçları
Boğazlar geçilemeyince, Osmanlı Devleti'nin savaş dışı bırakılması ve Dünya Savaşı'nın bitişi en az, iki yıl daha gecikmiştir.
Savaşa fiilen katılan devletlerin, bir yıl süresince, Gelibolu yarımadası bölgesinde, çok sayıda asker ve deniz kuvveti bulundurmak zorunda kalmışlar ve verilen büyük kayıplar, 1. Dünya Savaşı'nın genel seyrini etkilemiştir.
Balkan savaşları nedeniyle, Türk askeri ve komutanlarının yok olmaya yüz tutan prestiji, ünü ve moral gücü, bu savaşlar sırasında yeniden ve hızla yükselmiştir.
Çanakkale'de kazanılan zaferler, İstanbul'daki hükümetlerin prestijini de düzeltip güçlendirecek, iktidarda kalış sürelerini uzatacaktır.
Bu savaşlar boyunca şehitler, kayıplar, esirler, hastalanıp ölenler dahil toplam zayiatımız, iki yüz elli bine ulaşmaktadır. İnsan gücü açısından yaratılan bu boşluk milli mücadele sonuna kadar da doldurulamayacak ve asker sıkıntısı hep hissedilecektir.
Gelibolu Yarımadası'nda, bir yıllık döneminde, binlerce öğretmen, mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur yazar yitirdiğimiz tahmin edilmektedir.
Karşımızdakiler, bir devletin siyasal çöküşü ile milletin inanç ve iman gücü çöküşünün farklı şeyler olduğunu burada anlayacaklardır. O nedenledir ki, milli mücadele ruhunun ilk meşaleleri burada yakıldı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk temel taşları, bu mücadeleler sırasında atıldı.
Mustafa Kemal'in, Selanik'ten başlayıp Çankaya'ya, Atatürk oluşuna dek geçen askeri ve siyasi kariyerinde, Çanakkale çok önemli bir dönemeçtir.
> Sayfa Başı
Çanakkale Savaşları'nın Uluslar arası Sonuçları
İngiltere ve Fransa burada büyük bir asker ve donanma gücü bulundurmak ve ağır kayıplar vermek zorunda kalınca, Çanakkale Savaşları nedeniyle, Almanya'nın batı cephesi'ndeki yükü çok hafifleyecek ve direnme gücü artacaktır.
Boğazlar geçilemeyince, İngiltere ve Fransa askeri, siyasi ve iktisadi bakımlardan zor şartlarda savaşı sürdüren müttefikleri Rusya'nın yardımına koşamayacak, zincirin son halkasıyla olan bağı. Dünya savaşı sonuna kadar kurulamayacaktır.
Boğazların kapatılıp, 1. Dünya Savaşı sonuna kadar açılmayışı, dünya ticaretini de olumsuz etkilemiştir. 129 ticaret gemisi boğazda mahsur kalmıştır.
Çanakkale savaşları sırasında, İngiltere ve Fransa'nın kısa sürede başarıya ulaşamamaları, 1. Dünya Savaşı'na katılmamış olan diğer balkan devletlerinin tutumlarını farklı şekilde etkilemiştir.
Çanakkale Boğazı'nın güçlü İngiliz ve Fransız donanması tarafından geçilemeyişi, bu ülkelerin askeri ve siyasi prestijini olumsuz etkileyecek, özellikle İngiltere'nin, denizlerdeki üstünlüğünün "tartışılmaz" olmadığını kanıtlayacaktır.
İngiltere ve Fransa'nın sömürgeleri olan ülkelerde yaşayan Müslüman milletler, istiklal ve hürriyet akımlarının ilk tohumlarını Çanakkale savaşları nedeniyle atmışlardır.
'Avustralyalı' ya da 'Yeni Zelandalı' olma duygusunun, bu milletler için, bu savaşlarda atıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Tarihin kaydettiği son şövalye ruhlu savaşlar olan bu savaşlarda tank yoktur, füzeler yoktur. Uçaklar da çok sınırlı bir ölçüde kullanılmıştır. Savaşın nihai kaderini siperlerde ve göğüs göğse çarpışarak verilen süngü muharebeleri tayin ettiği için, Türk ve yabancı askerler arasında yakınlaşma da olmuştur.
Çanakkale savaşlarının, bir diğer ilginç etkisi de İsrail'in kuruluşuna varan gelişmeler olmuştur. Gelibolu'da bulunan 600 kişilik gönüllü Yahudi birliği, siyonizmin tanıtılmasına katkıda bulunmuş ve 2 kasım 1917'de kabul edilen, bugünkü İsrail Devleti'nin kurulmasına varan gelişmeler içinde önemli bir dönüm noktası olan, Balfour Bildirisi'nin kabul edilmesinde büyük bir etkisi olmuştur.
Kaynak:
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Atatürk ve Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi (AÇASAM)
Anılar ve Yorumlar
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
DESTANLAŞAN ÇANAKKALE DENİZ-KARA-HAVA SAVAŞLARI BÜTÜN YÖNLERİYLE ANILAR VE YORUMLAR Turhan Seçer Sayfa:7)
"... BURADA YATAN AZİZ ŞEHİTLERİMİZ! SİZİ HÜRMETLE ANIYORUZ.
SİZ OLMASAYDINIZ, SİZ GÖĞÜSLERİNİZİ ÇELİK KALELERE SİPER ETMESEYDİNİZ BU BOĞAZ AŞILIR, İSTANBUL İŞGAL EDİLİR, VATAN TOPRAKLARI İSTİLAYA UĞRARDI."
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
"...MEHMETÇİĞİMİZİ ANMAK İÇİN BÜYÜK, ÇOK BÜYÜK ANITLAR YAPMALIYIZ. FAKAT BU BİR İMKAN VE ZAMAN MESELESİDİR. BU TOPRAKLARIN O ZAMANKİ TÜRK HUDUTLARI İÇİNDE KALMASIYLA MEHMETÇİK, EN BÜYÜK ABİDEYİ BİZZAT KURMUŞTUR."
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
DESTANLAŞAN ÇANAKKALE DENİZ-KARA-HAVA SAVAŞLARI BÜTÜN YÖNLERİYLE ANILAR VE YORUMLAR Turhan Seçer Sayfa:451)
"Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle, hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi kalbinle, düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi kendime aziz bir borç bilirim."
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
(GELİBOLU TARİHİ MİLLİ PARKI ARAŞTIRMA KOMİSYONU RAPORU Türkiye Büyük Millet Meclisi Cumhuriyet Halk Partisi - Grup başkanlığı Sayfa:24)
"Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar:
Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar: Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizi evlatlarımız olmuşlardır."
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
> Sayfa Başı
Yabancı Komutanlar
(DESTANLAŞAN ÇANAKKALE DENİZ-KARA-HAVA SAVAŞLARI BÜTÜN YÖNLERİYLE ANILAR VE YORUMLAR Turhan Seçer Sayfa:17)
Taş üstünde taş yatıyor, güneşe, fırtınalara, soğuğa, yağmura karşı korumasız siperlerde çamur ve toz içinde günler geçiriyor, fakat dünyanın bütün vasıta ve imkanlarına sahip düşmanlarıyla aslanlar gibi dövüşüyorlardı. Bu ne sessiz, gösterişsiz bir yurt sevgisiydi... Allah adını yürekten tekrarlayarak saldırganın üzerine atılıyorlardı. Düşmanları da onlara hayrandı. Yıllar süren silah arkadaşlığımız döneminde kendisini öldürmeye, yurdunu elinden almaya gelenlere karşı hiçbir acımasızlıklarını görmedim. Yaralı düşmanlarını sırtlarında siperlerine getiriyor, sargı bezi olmadığı zaman, yedeği bulunmayan gömleklerini yırtarak sarıyorlardı..
General Liman von SANDERS
(Çanakkale'de 5.Orduya komuta etmiş Alman Generali)
Türk ve Anzak Askerleri
(GELİBOLU - İsmail Bilgin, Sayfa:250)
"Anzak askerleri makineli tüfekleri ile geniş bir açıyı tarıyor, yoğun bir saldırıya geçen Türk askerlerini vuruyorlardı. Makineliyi kullanan bir asker:
-Aman Allah'ım sanki topluca, alay alay intihar ediyorlar.
-Bu kadar açıktan böyle gelinmez ki.
-Saf saf değil dağılarak gelin!
Diğer arkadaşı bu söz üzerine:
-Ne yapıyorsun? Sem kimden tarafsın?
-Böyle insafsızca öldürmenin haklılığı yok. Baksana ölmek için geliyorlar.
Onlarda bizim gibi genç, üstelik vatanlarını savunuyorlar. Ya siz? Söyler misin, biz neyi savunuyoruz?
-Aptal olma! Savaş bu! Öldüreceğiz tabii. Yaksa onlar bizi öldürecek! Buraya koşarak kriket oynamaya gelmiyorlar. Ellerindekiler kriket sopası değil tüfek! Haydi bas şu tetiğe! Asker burnundan soluyarak nefret içinde tetiğe bastı. Gözlerini yumdu. Vurup yere düşenleri görmemek için cephede olmasına rağmen savaş gerçeğine gözlerini kapadı..."
(GELİBOLU - İsmail Bilgin, Sayfa:252-253)
Gerideki siperleri dolaşan Hasan Hoca, askerlerin siperler içindeki eşyalarına dokunmamaya çalışarak yürüdü. İleride beyaz bir şeyler gördü. Adımlarını hızlandırdı, heyecanlandı. Yerde beyaz beyaz kurdeleler vardı. "Demek kurdelelerini bile bırakmışlar. Yani öğrenciliklerinin son bulduğu bu yere, öğrenci kimliklerini bırakıp asker kimliği ile cephede yürüdüler..." Beyaz kurdeleleri tek tek topladı. Saydı, yüz taneydi... Sonra kendisine kutsal bir emanet verilmiş gibi tek tek öptü. Sanki tıbbiye öğrencilerini alınlarından öptüğünü sandı. Biraz daha yürüdü. Bu kez sarı kurdelelerin yerde olduğunu gördü. Oraya doğru seğirtti. Ancak bu sarı kurdeleler gelişi güzel, dağınık bir şekilde bırakılmamıştı. Siperin içine kurdelelerle, "İstanbul Lisesi, vatan sağ olsun!" yazılıydı.
(ÇANAKKALE SAVAŞLARI Eceabat Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Yayını Sayfa:79)
Türk Askeri
Çanakkale Savaşları'nda Seddülbahir Cephesi'nde savaşan, bir kolu ve bacağının dizden altını kaybeden Fransız Tümen Komutanı General Gouraud (Guro), savaştan sonra anılarında Türk askerinden şu şekilde bahsetmektedir:
"Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar etmelidirler. Hiç unutmam, savaş alanında yoğun bir süngü taaruzundan sonra yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Fransız ve Türk askerleri süngü süngüye gelip ağır kayıplar vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeri de kendi gömleğini yırtmış, onun yarasını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla şöyle bir konuşma yaptık:
- Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun?
Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılı verdi:
- Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadının resmini çıkardı. Bir şeyler söyledi, anlamadım ama resimdeki kadın herhalde annesiydi. Benim geride bekleyen anam, babam, kimsem yok. İstedim ki o kurtulsun, annesinin yanına dönsün.
Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzara karşısında yanaklarımdan sızan yaşların donduğunu hissettim. Çünkü Türk askerinin göğsünde, bizim akerinkinden çok daha büyük bir süngü yarası vardı. Bu yaraya bir tutam ot tıkanmıştı. Az sonra ikisi de öldüler
> Sayfa Başı |